Kısacık bir fani hayatın var, o aç gözlülüğün niye ?
Varoluşu anlayamazsın, o "her şeyi bilirim" havan niye ?
Koskoca evren'lerde küçücük bir noktacıksın, o böbürlenmen niye ?
Evren'leri Yaradan yalan söylemez, sen kimden öğrendin yalanları ?
Çok konuşursun, boş konuşursun, bir gün susup da dinlemeyi denedin mi ?
Doğruları, gerçekleri öğrenmek istiyorsan biraz sus da etrafına bak,
O düşmanı olduğun doğada çok şeyler var öğreneceğin...
Etrafına değil, içe bakmayı öğren, aradığın cevaplar orada...
Ama, esiri olduğun zihninle bakarsan yine bir şey göremezsin,
Gönül gözüyle bakacaksın içeriye de dışarıya da...
O zaman görmeye başlarsın gerçekleri,
Ve anlarsın yalan dünyanı
Nasıl putlaştırdığını...


Bakalım Aşık Veysel bu sözlerimizi nasıl söylemiş:

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldayım
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom
Kalkmaya sebep arıyom
Gidenleri hep görüyom
Gidiyorum gündüz gece

Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşüm gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece

Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakka miktarınca
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hâle
Gâh ağlaya gâhi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece